Yüksek tansiyon sebebi ve tedavisinde kullanılacak besinler

Yüksek tansiyon damarlarda seyreden kanın damar duvarlarına fazla basınç yapması durumudur. Kanın, yol aldığı damar boşluğunda birikerek damar duvarlarına basınç yapmasıyla oluşan yüksek tansiyon her zaman kendisini net ve açık bir şekilde ifade etmez. Zira çoğumuz yüksek tansiyon belli düzeyleri aşmadıkça onu fark etmez. Kalp normal şartlar altında iç boşluklarında bulunan kanı kasılarak damarlara pompalar. Kasılma anında damarlara fırlatılan bu kanın damarlara uyguladığı basınç, pompalamanın neden olduğu itme etkisinden dolayı fazladır. Bu basınca yada tansiyona yüksek tansiyon adı verilir. Damarlarda kalp tarafından pompalanan ve belli bir basınçla gerektiği organ doku ve hücrelere ulaşan kanın sonradan kullanılmayan kısmı geriye çekilerek tekrar kalp boşluklarının içine dolmaya başlar. Bu geri çekilme esnasında kanın damarlara yapacağı basınç doğal olarak daha düşük bir basınçtır. Buda küçük tansiyon yada diastolik tansiyon olarak adlandırılır. Yani kanın kalbin kasılmasıyla pompalanarak damarlara fırlatıldığı anda oluşan kan basıncı sistolik yada büyük tansiyon, kanın hücrelere ulaştıktan ve kullanıldıktan sonra arta kalan kısmının geriye çekilerek tekrar kalp boşluklarına dolmaya başladığı andaki basınç ise diastolik yada küçük kan basıncı olarak adlandırılır. Normal tansiyon 12/8 yani büyük(sistolik) tansiyon 12 ve küçük yani diastolik tansiyon ise 8'dir. Ne zaman ki bu rakamlar 13/9 ve üzerine çıkar o zaman hiper tansiyon veya yüksek tansiyon dediğimiz rahatsızlık ortaya çıkar.

Yüksek tansiyon'un en önemli nedeni gene, oksidasyonun neden olduğu toksik iltihap yapıcı radikallerdir. Oksidasyon'un strese, yanlış yaşam stiline ve yanlış beslenmeye bağlı olarak veya genetik nedenlerle aşırı düzeyde şekillenmesiyle fazla miktarda toksik radikal ortaya çıkar. Bu toksik radikallerin fazlası damar duvarlarının iç yüzeyine yapışarak bu yüzeylerde birikir ve damar çeperini adeta çamaşır makinalarının iç cidarlarındaki kireçlenmeye benzer şekilde daraltır. Çeperi, iç cidarı daralmış olan damar boşluğunda kanın eskiden olduğu üzere daha rahat şekilde ilerlemesi mümkün olmaz. Bu nedenle kan akımı yavaşlayarak damarda birikmeye başlar. Bu şekilde basıncı artan kanın damar yüzeyine yaptığı basıncının artması ile yüksek tansiyon oluşur.

aze meyve ve yeşil yapraklı sebzeler bol miktarda antioksidant C ve B vitaminleri içerdiğinden antioksidantları bol miktarda almak için gene en sağlıklı beslenme şekli olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yüksek tansiyon'un kontrol altına alınmasında bir diğer koruyucu önlemimiz ve tedavi yöntemimiz bol miktarda omega 3 yağlarını tüketmektir.

Tablet değil de doğal yollarla omega 3 aldığınızı varsayalım. Yani haftada en az dört kez yağlı balık eti tüketiyorsunuz. Şayet sadece yağlı balık eti tüketiyorsanız yanlış. Yağlı balık etini yeşillikle veya hemen takibinde taze meyve ile tüketmek zorundasınız. Aksi takdirde omega 3 yağların mucizevi yararlı etkileri yerine zararları ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Omega 3 yağları yani DHA ve EPA adlı eikosonoidleri tablet yada doğal beslenme yoluyla alırken sakın beraberinde antioksidant kullanmayı ihmal etmeyin. Aksi tadirde yararlı ve antioksidant olarak bildiğiniz bu yağlar tersine oksidant olarak size zarar verebilecektir. O halde sağlıklı bir yaşam ve yüksek tansiyondan korunmada;



Omega 3+antioksidant

Hipertansiyon'un önlenmesindeki başlıca korunma mekanizmanız damar sertliğinizin giderilmesi olacaktır. Yukarıda da değindiğim üzere oksidasyon'un zararlı iltihap yapıcı toksik radikalleri damar iç çeperinde birikerek damarın çapını daraltır. Damarların iç yüzeyinde birikerek damar çeperinin daralmasına yani damar sertliği(atherosklerosis)e neden olan sadece oksidasyon'un zararlı maddeleri değildir. Ayrıca kemik gelişimi ve dayanıklığı için son derece yararlı bir madde olan kalsiyum da fazla alındığı takdirde damarların iç yüzeyinde birikerek damar daralmasına ve buna bağlı olarak ta yüksek tansiyona neden olabilmektedir. Bu nedenle kemik sağlığımız için gerekli olan kalsiyum'u bol miktarda almaya dikkat edeceğiz.

Bu nedenle damar daralmasına karşı C vitamini diyoruz. Ancak en fazla 500 mg/gün miktarının hem damar sertliği ve yüksek tansiyon'a karşı korunmada hem de C vitamininin kemik sağlığını, bağışıklık sistemini güçlendirici diğer yararlı etkilerini sağlamada yeterli olacağını bilmeliyiz.

Aynı şekilde fazla miktarların alımına abartılı şekilde kaçmaksızın kalsiyum alımı da normal sınırlar içinde olmak kaydı ile damar çeperini genişletmek ve damara elastikiyet kazandırmak suretiyle damar sertliğini ve yüksek tansiyonu gidererek son derece olumlu etkide bulunur. Ancak bu abartılı olmayan kalsiyum miktarı günde 800-1000 mg'dır. Kırklı yaşların üzerindeyseniz kemik erimesi riskini de hesaba katarak bu miktarı 1300-1500 mg yapabilirsiniz.

Ancak gerek C vitamini ve kalsiyum, gerekse de Omega 3 yağlar, koenzim Q10 ve Selenyum'la arginin ve magnezyum bunların hepsi bir paket programdır. Yani hepsini bir arada her gün gıda veya tablet halinde birlikte vücuda aldığınız takdirde damar sertliğine karşı etkili bir tedavi uygulamış olursunuz. Ancak bu şekilde yüksek tansiyon'u daha rahat bir şekilde kontrol altına almış olursunuz. Sadece bunlarda yetmez. Diğer taraftan aşağıdaki faktörleri elemek, hayatınızdan çıkarmak zorundasınız.

· Fazla yağlı özelliklede hayvansal yağlı gıdalar.

· Alkol

· Stres

· Sigara

· İnaktif, spordan uzak yaşam

· Fast food

· Çok fazla kalsiyum ve C vitamini alımı

· Omega 3, balık ve su ürünleri, sebze ve meyve yönünden fakir beslenme.



Yüksek tansiyon'u kontrol altında tutmak için mutfağınızda bol miktarda bulundurulması ve tüketilmesi gerekli gıda maddeleri;



Taze meyveler;

Kavun

Karpuz

Şeftali

Kiraz

Portakal

Kivi

Mandalina

Greyfurt

Limon

Ananas

Böğürtlen

Çilek

Kayısı

Üzüm

Muz(potasyum yönünden zengindir ki bu mineral de yüksek tansiyon'un giderilmesinde oldukça etkilidir)

Somon

Ton

Uskumru

Palamut

Hamsi

Levrek

Lüfer

Çinekop

Uskumru

Omega 3 tablet(başka kan sulandırıcı kullanılmıyorsa)

Sardalya

Mercimek

Soya fasulyesi(soya fasulyesi ve tüm diğer soyalı ürünlerdeki soya proteinleri damar sertliğini giderici ve yüksek tansiyon'u kontrol altına alıcı etkiye sahiptir. Unutmayın. Soya proteinleri kolesterol'ü düşüren, kalp ve dolaşım sistemi için son derece yararlı olan bitkisel proteinlerdir. Yani sadece içerdiği östrojen'lerle menapoz'un kontrol altına alınmasında ve içerdiği kalsiyum'la kemik erimesinin kontrol altına alınmasında etkili olmakla kalmayıp ayrıca damar sertliğini gidererek yüksek tansiyonu da önleyici etkiye sahiptir).


Sarımsak

Soğan

Yeşil biber İsoflavon'lar: Damarları genişleterek doğrudan

Zencefil tansiyonu düşürücü etkide bulunurlar. Bu yüzden

yüksek tansiyonun kontrol altına alınmasında son

Kişniş derece etili ve yararlıdır.

Keten tohumu

Tarçın

Bakla

Bezelye

Nohut

Kepek unu(öğünler arasında alınacak)

Havuç(içerdiği A vitamini tansiyonu düşüren bir vitamindir)

Salatalık

Ispanak

Domates

Az yağlı süt ürünleri

Ekstra zeytinyağı

Patates

Yeşil yapraklı tüm sebzeler

Enginar

Kereviz (özellikle enginar ve kereviz bir numaralı kalp ve damar dostudur. Hem kolesterol'ün hem de tansiyon'un düşürülmesinde oldukça etkilidir.)

Brokoli

Brüksel lahanası

Kepekli ekmek



Nihayet düzenli yapılan spor. Yani bilinçli beslenme ve egzersiz ile oluşturulan ve yukarıdaki yaptırımları eksiksiz olarak uygulayan bir yaşam stili ile yüksek tansiyon'u düşürebilir ve kontrol altına alabilirsiniz. Unutmayın.! Yukarıda önerdiklerimi yapmakla sadece yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıklarına karşı korunmakla kalmış olmayacak aynı zamanda kemik erimesi, stres ve depresyon, Alzheimer, Parkinson, böbrek yetmezliği ve karaciğer hastalıklarına karşı da koruyucu bir yaşam stili geliştirmiş olacaksınız.
Uğur Göğüş

Yüksek tansiyon sebebi ve tedaviyöntemleri

Tansiyon basınç ve gerginlik gibi anlamlara geldiği görülen tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder.
Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.

Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.

Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.

Tansiyon neden yükselir ?

Lund Üniversitesi ekibi, ses düzeyinin günlük ortalama 60 desibelden fazla olmasının yüksek tansiyon riskini artırdığını bildirdi.

Araştırmacılar, gürültünün strese ve hatta uyku sorunlarına sebep olabileceğini, bunun da tansiyon sorununa yol açabileceğini belirttiler.

28 bin kişiyle görüşen araştırmacılar, 60 desibelden yüksek sesin yüksek tansiyon riskini yüzde 25 artırdığını saptanmıştır.

Tansiyon nasıl düşürülür

Sarmısak tansiyonu düşürmez ama ayarlar,yani yükselmesini önler.Soğanda iyi bir tansiyon ayarlayıcısıdır.Yüksek tansiyondanyakınanlar yemeklerine bol bol soğan ve sarmısak doğramalılar.
Tansiyonunuz yükseldiğinde yapacağınız ilk şey kollarınızı dirsekten bileklere kadar soğuk su
ile yıkamak olmalıdır.Bu önlem tansiyonunuzu en az bir ,iki derece kadar düşürür.Yağlı ve yağda kızartılmış besinler ,hamur işleri,hamur tatlıları,et ve etten yapılmış pastırma,sucuk,salam gibi
ürünler,sakatat da tansiyonunuzu yükseltir.Yüksek tansiyondan şikayetçi olanların sofrasında da
ha çok sebze yer almalıdır.Yemekler sıvı bitkisel yağlarla hazırlanmalıdır.Katı yağlardan uzak du-
rulmalıdır.Hafif spor yapmak iyi gelir.

Yüksek Tansiyonu düşüren yiyecekler


Limon

Ateşi ve tansiyonu düşüren limon kanı da temizler.
Susuzluğu giderir.
Kalbi kuvvetlendirir; damar sertliği ve romatizmada faydalıdır.
Limon, gribe çok iyi gelir.
Mide, bağırsak ve idrar yollarındaki mikropları öldürür.
Gıda zehirlenmesini önler.
İdrar söktürücü özelliği de olan limon, böbrek ve mesane kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
Güzelliğimiz için çok faydalı olan limon, sivilceleri geçirir, cildin güzelleşmesini sağlar. Yüz çillerinde faydalıdır. Dişleri beyazlatır ve diş etlerini kuvvetlendirir.

Yüksek tansiyon nasıl düşürülür?

Yüksek tansiyon boyun damarlarının kireçlenmesine ve beyindeki kılcal damarların çatlamasına
beyin kanamalarına neden olan yaygın ve tehlikeli bir hastalıktır.Sarmısak tansiyonu düşürmez
ama ayarlar,yani yükselmesini önler.Soğanda iyi bir tansiyon ayarlayıcısıdır.Yüksek tansiyondan
yakınanlar yemeklerine bol bol soğan ve sarmısak doğramalılar.
Tansiyonunuz yükseldiğinde yapacağınız ilk şey kollarınızı dirsekten bileklere kadar soğuk su
ile yıkamak olmalıdır.
Bu önlem tansiyonunuzu en az bir ,iki derece kadar düşürür.Yağlı ve yağda kızartılmış besinler ,hamur işleri,hamur tatlıları,et ve etten yapılmış pastırma,sucuk,salam gibi
ürünler,sakatat da tansiyonunuzu yükseltir.Yüksek tansiyondan şikayetçi olanların sofrasında da
ha çok sebze yer almalıdır.Yemekler sıvı bitkisel yağlarla hazırlanmalıdır.Katı yağlardan uzak du-
rulmalıdır.Hafif spor yapmak iyi gelir.

Saçlarınız yaza hazır mı?



Saçların mat ve bakımsız görünmesine yol açan sebepleri ortadan kaldırın. Yazı bakımlı ve güzel saçlarla karşılayın.

Sağlıklı ve güzel saçlara sahip olmak için tek yapmanız gerekenin saçlarınızı kestirmek olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Saç bakımında beslenmeden, fırça seçimine kadar dikkat etmeniz gereken pek çok şey var.

B ve E vitaminleri yararlı
Saçları kesmenin daha hızlı uzamalarına yol açtığı söylenir ancak saçlar kesildiğinde değil, yaz aylarında havanın sıcak olduğu zamanlarda daha hızlı uzar. B ve E vitaminlerinden zengin beslenmek saç sağlığını korur daha esnek, parlak olmalarını sağlar. Bu yüzden kepekli pirince, yeşil sebzelere sofranızda mutlaka yer açmalısınız. Saçınıza uyguladığınız ürünlerin kaliteli olması da çok önemli. Mutlaka saç yapınıza uygun bir şampuan tercih edin.

Kalitesiz ürünler
Ayrıca saç tarağı ya da fırça seçimi de çok önemli. Kullandığınız tarağın kaliteli olmasına dikkat edin. Keskin metal ya da plastik uçlar saçlarınızın uçlarının kırılmasına neden olur. Toplama şekilleri de saç kırılmalarında çok etkili. Sıkı toplamak yerine genelde rahat kalmalarını tercih edin. Kurumuş ve yıpranmış saçları en iyi canlandırma yöntemi zeytinyağı tedavisidir. Saçlarınıza parlaklık vermek ve beslemek için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın.

Çabuk kırılan saçlara
Bunu yavaş yavaş tüm saç derinize yedirin. Sıcak suda ıslattığınız bir havluyu sıktıktan sonra bir türban gibi başynıza sarın. Havlu soğurken bu işlemi iki veya üç defa tekrarlayarak, başın yağı iyice emmesini sağlayın. Sonra saçlarınızı yıkayarak, iyice durulayın. Bu bakım türü, özellikle çabuk kırılan saçlar için çok yararlıdır.


Saça göre bakım
İnce ve cansız saçlar: Saç serumları kırılan uçları düzleştirmede son derece işe yarar. Parmaklarınızın arasına bir damla alarak yıpranmış saç uçlarına uygulayın. Saçlara hacim ve hareket kazandırmak amacıyla, saç diplerine (geri kalan yerlere değil) köpük sıkın. Saç kurutma makinesiyle kurutun.

Yağlı saçlar: Saç derisinde biriken sebum adlı yağ hücrelerinin fazlalığı düzensiz şampuanlama, terleme ya da hormonal dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Saçınızı arındırıcı bir şampuanla yıkayın. Krem içermeyen şampuanlardan kullanın.

Dalgalı saç: Dalgalı saç genellikle kuru olur, bu nedenle nemlendirici içeren şampuan ve kremlere gerek vardır. Islak saça uygulanan serumlar saç tellerini yumuşatır. Serum ve köpükler saçtaki kıvrımları vurgular.

Kalın ve sert saçlar: En kolay saç tipi, ama sürekli bakım ve kontrol gerektirir. Fazla kısa kestirmemeye dikkat edin.

Kıvırcık saçlar: Bu saçların yapısı büyük çeşitlilik gösterir, ancak önünüzdeki seçenekler sınırlıdır. Doğal haliyle bırakın, iyi bakın ve örme, topuz gibi modeller uygulayın.

HAFTA SONU KAHVALTILARINI BABALARIYLA HAZIRLASINLAR!

Bilimsel araştırmalar, çocukların beden ağırlığı ortalamalarında geçen yüzyıl içinde neredeyse, yüzde yüz oranında bir artış yaşandığını ve buna bağlı olarak bu yaşlarda bile eklem problemlerine, kalp-damar ve tip 2 şeker hastalıklarına, kansızlık, yüksek tansiyon ve diş çürümesi risklerine açık olduklarını gösteriyor. Dolayısıyla, anne faktörünün her şeyde olduğu gibi beslenme konusunda da nasıl öne çıktığını görüyoruz. Önce anne sütüyle beslenme sonra da sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanabilmeleri için, önce bizim sağlıklı yaşamın sırlarını iyice öğrenmemiz ve öğrendiklerimizi yaşamımıza uygulamamız şart. Ha unutmadan, "Bizim bey falanca yemeği sevmiyor, ben de pişirmiyorum" dediğinizde çocuklar da babayı model alabiliyorlar. Bu nedenle anneler kadar babaların da örnek olduğunu, hiç değilse hafta sonu kahvaltılarını babaların çocuklarıyla birlikte hazırlamalarının, olaya farklı renkler ve boyutlar katacağını hatırlatırım...
alıntı

Çocuklar eğlenerek de yemek zevki kazanabilir!


Biz anneler sürekli olarak çocuklarımızı doğru ve yeterli besleyip besleyemediğimiz konusunda endişe duyarız. Bu endişe çevresel baskıların da etkisi ile bir çığ gibi büyür. Bir de bakmışsınız ki, yemek saatleri hem siz hem de çocuğunuz için işkenceye dönüşmüş. Bunu engellemek elimizde... Nasıl mı?

Dr. Sibel Özilgen'in, "Eğlenceli Beslenme Kitabı" adlı eseri, çocuklara, ailelere ve eğitimcilere aktivitelerle beslenme eğitimi kazanmaları için fırsat tanıyor. Kitabın ilk ölümünde beslenmenin ve beslenme eğitiminin temel unsurlarını, ikinci bölümünde bu bilgileri çocuğa aktarmakta kullanabileceğiniz katılımcı aktiviteleri, son bölümünde ise çoğunu çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz kolay ve sağlıklı yemek tariflerini buluyorsunuz... Kitaptan yola çıkarak, biz de okul öncesi dönemde beslenmenin temel ilkelerini doğru bilmenin ve bunları çocuklarımıza doğru metotlarla aktarabilmenin keyfini nasıl çıkarabileceğimizi Özilgen'den dinliyoruz...

EĞLENEREK BESLENMENİN İPUÇLARI
Okul öncesi çağdaki çocuklar öğrenmeye açık ve istekli olurlar. Ve duyduklarından çok gördükleri, dokundukları, test edebildikleri şeyleri; kısacası birebir yaşadıklarını öğrenirler, hatırlarlar ve taklit ederler. Bu yaşlarda alınan eğitimin sonucunda geliştirilen alışkanlık ve davranışların büyük bölümü yetişkinlik dönemine de taşınır. Erken yaşlarda verilecek doğru beslenme eğitimi, çocukların sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinmelerinde ve bunu hayatları boyunca uygulamalarında yardımcı olur.

Yapılması gereken en önemli şey, onlara daha çok küçükten doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak... Çocuk, yetişkinlik yıllarına taşıyacağı beslenme davranışlarının büyük bir kısmını okul öncesi çağlarda geliştirir. Çocuğun doğru beslenme davranışı geliştirmesi kısa vadede yemek seçmesini, orta ve uzun vadede ise yanlış beslenmeye bağlı sağlık problemleri yaşamasını engeller. Peki, bunu nasıl yapacağız? İşte burada ayna bize doğru dönüyor. Çocuğun beslenme alışkanlıkları edinmesinde ailenin ve gittiği okul öncesi kurumdaki eğitmenlerin beslenme bilinç ve davranışları çok önemlidir. Çocukların doğru ve sağlıklı beslenme davranışları kazanmalarında benimsenmesi gereken temel unsurlar eğitim, olumlu yaklaşım, sabır ve zamandır.

DOĞRU MODEL OLUN!
Çocuğunuzun kısa vadede yemek seçme problemini hallederken, yetişkinliğine de taşıyacağı doğru beslenme davranışları geliştirmesini sağlayacak bazı kurallar vardır. Her şeyden önce çocukların model aldığı, iyisiyle kötüsüyle davranışlarını taklit ettiği ebeveynler ve eğitmenler doğru modeller olmalıdır. Kısacası, biz kendi beslenme alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı gözden geçireceğiz. Örneğin; biz yemek seçiyorsak, emin olun ki çocuğumuz da yemek seçecektir.

SOFRAYA BİRLİKTE OTURUN!
Evde ve okulda yemek saatlerini düzenli hale getirmeli, mümkün olduğu kadar öğün atlamamaya ve sofraya birlikte oturup birlikte kalmaya çalışmalıyız. Yemek yerken sakin ve huzurlu bir ortam yaratmalı, kesinlikle televizyon vb. seyretmemeliyiz. Kahvaltı çok önemli bir öğündür, mutlaka kahvaltı etmeye özen göstermeliyiz. Çocuğu eline tutuşturulmuş bir simitle okuluna yollamak yerine, sabah biraz erken kalkıp birlikte dengeli hazırlanmış kahvaltı etmeye çalışmalıyız. Yemeği ceza veya ödül konusu yapmamalıyız. Bir yemeği yedirebilmek için bir başka yiyeceği ödül olarak ortaya koymak; çocukta iyi yiyecek-kötü yiyecek kavramının gelişmesine neden olur. Çocuğu yeni tadlar denemeye teşvik etmeli ama asla zorlamamalıyız. Tatları mümkün olduğunca basit tutmalıyız. Yiyeceklere dokunmalarına izin vermeliyiz. Ona olan sevgimizi tehdit unsuru olarak kullanmamalıyız, yani "Yemeğini yemezsen seni sevmem" gibi cümleler kurmamaya özen göstermeliyiz. Çocuğa yiyebileceği kadar yemeği tabağına kendisinin almasını öğretebiliriz. Doyduğu halde yemeğini bitirmeye zorlamak çocuğun tepki vermesinin yanı sıra, zaman içinde porsiyonların büyümesine de neden olur. Yasaklar cazip kılar, hiçbir yiyeceği yasaklamamalı ancak eve sağlıklı yiyecekleri almaya özen göstermeli ve bunları çocukların ulaşabileceği yerlere koymalıyız. En etkin öğrenme yöntemi aktif katılımdır. Çocuklarımızla birlikte eğlenceli deneyler ve aktiviteler yapabilir, mutfakta bize yardım etmesine izin verebiliriz. Vee bütün bunları zorunluluk olarak değil, hayatın doğal akışı içinde yapmalıyız. Sakin ve sabırlı olmalıyız. Bunun bir süreç olduğunu ve zaman alacağını unutmamalıyız.

BESLENME EĞİTİMİNİN AMAÇLARI
- Çocukları farklı besin grubundaki yiyeceklerle tanıştırmak.
- Çocuklarda bazı yiyeceklere karşı oluşabilecek ön yargı ve tepkiyi önlemek.
- Çocukların sağlıklı ve sağlıksız yiyecekleri birbirlerinden ayırt edebilme yetisini geliştirmek.
- Çocuklara sağlıklı olmak ve doğru beslenme alışkanlığı arasındaki ilişkiyi göstermek.
- Çocuklara ileriki yaşlara da taşıyacağı doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak.

DENGELİ VE SAĞLIKLI BESLENME NEDİR?
Çocuklar sağlıklı büyüyebilmek ve sağlıklı kalabilmek için gerekli besinleri ancak değişik yiyecek gruplarından alabilirler. Ne yazık ki, gerekli bütün besinlerin hepsini içinde barındıran tek bir yiyecek yoktur. Yiyecekler; tahıllar, sebze ve meyveler, süt ve süt ürünleri, et ürünleri ve baklagiller, yağ ve şekerler olmak üzere beş gruba ayrılırlar. Ve çocukların dengeli beslenmek için bu grupların hepsinden tüketmeleri gerekir. Tüketirken ise dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, "gıda piramidi"nin en tepesinde bulunan şeker ve yağlardan en az, "gıda piramidi"nin tabanında bulunan tahıl gruplarından ise en fazla tüketilmesi gerektiğidir. Ayrıca, günlük tüketim miktarı fiziksel aktivite gözönünde bulundurularak ayarlanmalıdır. Doğru beslenmede önemli olan "ne kadar" değil, "neyi ne kadar" yediğimizdir. Hedefimiz doymak değil, doğru, yeterli ve sağlıklı beslenmektir. O nedenle de beslenmenin yetişkinler ve çocuklar tarafından, bir görev ve pazarlık konusu değil; stresten uzak, doğal bir eğlence olarak kabul edilmesi, hem yetişkinlerin hem de çocukların hayatını kolaylaştıracağı gibi, sağlıklı beslenme yönünde atılan önemli bir adımdır.

Yeni kardeş, kıskançlık yaratır mı?

Kardeş kıskançlığında en büyük rol anne babaya düşüyor. Aileler kardeşler arasındaki bu duyguyu reddetmek yerine onları anlamaya çalışmalı.
Kardeş kıskançlığı, ailedeki ilk çocukların yaşadığı ve anne babaları uzun süre uğraştıran bir durumdur. Peki, kardeş kıskançlığını önlemek için ne yapmalı, anne babalara burada ne gibi görevler düşüyor? Çocuk ve Ergen Psikoloğu Özge Türk, kardeş kıskançlığı hakkında bilgi veriyor.

Karışık duygular
Kardeş kıskançlıklarının temelinde anne ve babanın ilgi ve sevgisinin bölünmesi korkusu yatmaktadır. Yeni doğan kardeş, büyük çocuk için adeta bir kumadır. Yani; anne ve babanın ilgi ve sevgisini artık yeni doğanla paylaşmak zorundadır. Çocuk, yeni doğan kardeşine karşı sevgi ve nefret arasında gidip gelir. Küçük kardeşini sevmediğini söylerse, anne-baba ve çevre tarafından ayıplanacak, eğer sevdiğini söylerse en büyük alkışı o alacaktır. O zaman alkışı almak, yani küçük kardeşi sevmek ve benimsemek için kendini zorlar.

Kriz başlıyor
Anne ve babasına da bu durumu ispatlamaya çalışır. Örneğin; taşıyamayacak olsa da kardeşini kucaklayıp taşımak için ısrar eder, ağlayınca ilk önce o koşar. Sevgisi o kadar taşmaktadır ki; küçük çocuğu eline alır, sıkıştırır ve küçük çocuk ağlamaya başlar. Anne ve baba onu bu davranışı nedeniyle azarlar. Oysa ki sadece küçük kardeşini ne kadar sevdiğini onlara ispatlamak istemiştir ama nafile... Artık anne ve babasına yaranamamaktadır. İşte o zaman kıskançlık duyguları kabarmaya başlar.

Mutlaka bilgi verin
Bir diğer önemli ve ilk başta yapılması gereken nokta yeni doğan dünyaya gelmeden evvel büyük kardeşe onunla ilgili bilgi verilmesidir. Erkek mi kız mı olacaktır? Odası nasıl olmalıdır? Tüm bunlar çocukla paylaşılmalı ve büyük çocuk doğacak olan kardeşe hazırlanmalıdır. Kardeş dünyaya geldikten sonra ise ona kardeşi ile ilgili ufak sorumluluklar vermek, onun kendini işe yarar hissetmesini sağlar.

Takım ruhu yaratın
Her iki çocuğu alarak birlikte oyunlar oynamak, hep birlikte bir yerlere gitmek kardeşlerin takım ruhunu hissetmelerini sağlar. Bu şekilde rekabet azalır. Çocukların ayrı ayrı bireysel özellikleri tanınmalı, kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecekleri ve zevk alacakları aktivitelere yönlendirilmelidir. Daha sonra bunları birbirlerine anlatmaktan keyif alacaklardır. Kıskançlık doğal bir duygudur. Anne ve babanın kardeşler arasındaki bu duyguyu reddetmek yerine kabullenip, onları anlamaya çalışması çocukları rahatlatır ve güven duymalarını sağlar.

Onları kıyaslamayın
Öncelikle her iki kardeş arasında kıyaslama yapmamak gerekir. Her çocuk farklı özelliklerde, farklı yeteneklerde, farklı bireylerdir. Bazen ebeveynler çocukları aralarında paylaşırlar. Örneğin; anne yeni doğanla, baba büyük çocukla ilgilenir. Bu tutum da doğru değildir. Çünkü diğer çocuk artık anne ve babasının onu sevmediğini ve ilgilenmediğini düşünebilir. Sevgi, ortak ve paylaşılabilen bir duygudur ve her iki ebeveyn de her iki çocukla ilgilenebilmelidir.

Kaynak: Güneş

Diyabetli annelerin sağlıklı gebelik dönemi

🌿 Diyabetli Anneler İçin Sağlıklı Gebelik Rehberi

Gebelik ve Diyabet Yönetiminde Uzman Takibi

Diyabet hastası olan veya gebelik sırasında diyabet gelişen anne adayları için en kritik süreç, doğru bir tıbbi takiptir. Uzmanlara göre, kontrolsüz şeker seviyeleri hem annenin hem de bebeğin sağlığını ciddi risk altına sokabilir. Ancak multidisipliner bir ekip tarafından izlenen gebeliklerde, ortaya çıkabilecek sorunları önlemek ve süreci sağlıkla tamamlamak mümkündür.
Bebek İçin Olası Riskler ve Anomali Durumu

İri Doğum ve Organ Gelişimi Tehlikesi

Diyabeti kontrol edilemeyen annelerin bebeklerinde "iri doğum" veya tam tersi "düşük tartılı doğum" riski yüksektir. Ayrıca, kontrolsüz şeker seviyeleri bebeklerde doğuştan kalp, böbrek ve merkezi sinir sistemi anomalilerinin görülme sıklığını 2 ila 3 kat artırmaktadır. Özellikle insülin ihtiyacının doğru belirlenmesi, bebeklerin doğum sonrası yaşayabileceği hipoglisemi (şeker düşüklüğü) krizlerini önlemede hayati rol oynar.

Beslenme Planı ve Kilo Kontrolü

Gebelik boyunca ideal kilo alımı genellikle 9-11 kg civarında tutulmalıdır. Beslenme planının %40-45'i lifli karbonhidratlardan oluşmalı, 3 ana öğüne ek olarak mutlaka 2-3 ara öğün eklenmelidir. Özellikle gece yaşanabilecek ani şeker düşüşlerini engellemek için yatmadan önceki son ara öğün asla ihmal edilmemelidir.
Ara Başlık: Önemli Hususlar

Gebelik Öncesi ve HbA1c Takibi

Anne adaylarının gebelik planlamadan önce HbA1c ölçümleriyle uzun dönemli şeker kontrollerini yaptırmaları önerilir. Bu testler, diyabetin vücuttaki tahribatını belirlemek ve güvenli bir gebelik başlangıcı yapmak için en güvenilir rehberdir.

Bebeğinizin gözleri sağlıklı mı?


Yeni doğan bebekler de göz hastalıkları

Yenidoğan bebeklerde görülen göz hastalıkları neden olur.Bebek sahibi olan aileler bunları merak ediyor.


Yenidoğanlarda katarakt, göz tansiyonu gibi çeşitli göz hastalıkları söz konusu olabiliyor. Bebek sahibi ailelere düşen erken teşhis için dikkatli olmak gerekiyor.




Yeni doğan bebeklerde görülebilen hastalıklar şöyle sıralanabilir

* Prematüre retinopatisi

* Göz tansiyonu

* Doğumsal Katarakt

* Gözyaşı yolları tıkanıklığı


 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | coupon codes