bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bebeklerde ishal tedavisi nasıl olmalı.


İshal, dışkılama sayısındaki ve miktarındaki ani artış olarak tanımlanır. İshalin en büyük tehlikesi vücudun normalden fazla sıvı kaybına bağlı olarak kurumasıdır. Bu durum, dil ve ağız içinin kuruması, az işeme, ya da koyu ve kıvamlı idrar yapma gibi işaretlerle kendini gösterebilir. İshal tedavisinin esas amacı vücudun sıvı kaybını önlemektir.

Neden olur?
İshalin en sık nedeni el-ağız yoluyla bulaşan mikroplardır. Virüslar, en sık rastlanan nedenlerdir. Bazen bakteri ve parazitler de, ishale yol açabilir. Ender olarak besin allerjisi ve fazla meyva suyu içmek de ishal nedenidir. Eğer çocuğunuzun, 1 günde, 1-2 defa dışkılaması varsa, bu, muhtemelen çocuğunuzun alışık olmadığı bir şey yemesine bağlıdır. Ayrıca, 2 günden uzun süren sıvı ağırlıklı beslenme de sulu dışkılamaya neden olabilir.
Nasıl seyreder?
İshal, bir kaç günden haftaya dek sürebilir. Çocuğunuzun ishal ile kaybettiği sıvıyı yerine koyması için yeterli miktarda sıvı alması gerekmektedir. Dışkının hemen katıya dönmesini beklemeyin.
Evde neler yapmalı?
İshalin ana tedavisi, sıvı alımının artırılması ve diyet değişikliğidir. Uygun diyet tedavisi ishalin ağırlığına ve çocuğunuzun yaşına bağlı olarak değişmektedir. Çocuğunuz günde 4 kezden fazla sulu dışkılama yapmadan diyetini değiştirmeyin.
Mama ile beslenen 1 yaş çocuklar; sulu ve sık ishal olduğunda; mamaları, laktoz içermeyen sindirimi kolay mamalarla değiştirilebilir. Bunu doktorunuza danışın. Su yerine, dengeli elektrolit solüsyonu olarak bilinen ve eczanede satılan sıvılardan doktorunuzun önerisiyle faydalanabilirsiniz.
Eğer çocuğunuzun ağır derecede ishali varsa ve koyu renkli, az miktarda idrar yapıyorsa, kilosu başına en az 10ml olacak şekilde bu solüsyonlardan içebilir. Sıvı miktarını hiç bir zaman kısıtlamayın.
Normal mamaya dönerken doktorunuzun önerilerine uyun.
2 yaşından büyük çocuklar (sık ve sulu ishali olduğunda); sofra yemekleri yiyebildikleri için mamayla beslenmeleri gerekmez. Pirinç, ekmek, kraker, havuç, patates, muz, elma püresi, kızarmış ekmek gibi besinler bu durumda uygundur. Tuzlu krakerler çocuğunuzun ihtiyacı olan tuz miktarını karşılamasına yardım eder. Sıvı kaybı varsa, doktorunuzun önereceği oral elektrolit ve şeker solüsyonlarını verebilirsiniz. İkinci günde, süt ve su verebilirsiniz. Meyva suları ishali arttırabilir.
Dikkat: Çocuğunuz katı besinleri reddediyorsa ona süt verin.
Anne sütü alan çocuklar (sık sulu ishali olduğunda); Hayatının ilk 3 haftasında anne sütü alan bebeğin, her beslendikten sonra normalde bir dışkılaması olur. Bazen dışkı rengi yeşil, kıvamı sulu olabilir. Dışkıda sümük, kan veya kötü koku duyulana dek normal normal sayılmalıdır.Bebeğinizin dışkılama sayısı artarsa, muhtemelen ishali vardır. Bebeğiniz emmeye isteksiz, hasta görünümlü ve ateşli olabilir. Unutmayın ki; anne diyetindeki kola, kahve ve bitkisel çaylar bağırsak hareketlerini arttırabilir .
Bebek ishal olursa, daha sık aralarla emzirin. Formül mamayla beslenen bebeklere katı gıdalar ekleyin. Ağır ishalde (sulu ve sık), bebeğinizin idrarı azalmış ise bebeğiniz fazla yorgunsa ve damar yolundan sıvı gereksinimi olabilir.
Bebeğinizin altı, ishale bağlı olarak tahriş olabilir. Bunu önlemek için, her ishal dışkısından sonra altını yıkayın ve koruyucu bir krem sürün. Bu bakım özellikle geceleri gereklidir.
Bebeğinizin altını sık sık değiştirmek de faydalıdır

Çocuklar eğlenerek de yemek zevki kazanabilir!


Biz anneler sürekli olarak çocuklarımızı doğru ve yeterli besleyip besleyemediğimiz konusunda endişe duyarız. Bu endişe çevresel baskıların da etkisi ile bir çığ gibi büyür. Bir de bakmışsınız ki, yemek saatleri hem siz hem de çocuğunuz için işkenceye dönüşmüş. Bunu engellemek elimizde... Nasıl mı?

Dr. Sibel Özilgen'in, "Eğlenceli Beslenme Kitabı" adlı eseri, çocuklara, ailelere ve eğitimcilere aktivitelerle beslenme eğitimi kazanmaları için fırsat tanıyor. Kitabın ilk ölümünde beslenmenin ve beslenme eğitiminin temel unsurlarını, ikinci bölümünde bu bilgileri çocuğa aktarmakta kullanabileceğiniz katılımcı aktiviteleri, son bölümünde ise çoğunu çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz kolay ve sağlıklı yemek tariflerini buluyorsunuz... Kitaptan yola çıkarak, biz de okul öncesi dönemde beslenmenin temel ilkelerini doğru bilmenin ve bunları çocuklarımıza doğru metotlarla aktarabilmenin keyfini nasıl çıkarabileceğimizi Özilgen'den dinliyoruz...

EĞLENEREK BESLENMENİN İPUÇLARI
Okul öncesi çağdaki çocuklar öğrenmeye açık ve istekli olurlar. Ve duyduklarından çok gördükleri, dokundukları, test edebildikleri şeyleri; kısacası birebir yaşadıklarını öğrenirler, hatırlarlar ve taklit ederler. Bu yaşlarda alınan eğitimin sonucunda geliştirilen alışkanlık ve davranışların büyük bölümü yetişkinlik dönemine de taşınır. Erken yaşlarda verilecek doğru beslenme eğitimi, çocukların sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinmelerinde ve bunu hayatları boyunca uygulamalarında yardımcı olur.

Yapılması gereken en önemli şey, onlara daha çok küçükten doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak... Çocuk, yetişkinlik yıllarına taşıyacağı beslenme davranışlarının büyük bir kısmını okul öncesi çağlarda geliştirir. Çocuğun doğru beslenme davranışı geliştirmesi kısa vadede yemek seçmesini, orta ve uzun vadede ise yanlış beslenmeye bağlı sağlık problemleri yaşamasını engeller. Peki, bunu nasıl yapacağız? İşte burada ayna bize doğru dönüyor. Çocuğun beslenme alışkanlıkları edinmesinde ailenin ve gittiği okul öncesi kurumdaki eğitmenlerin beslenme bilinç ve davranışları çok önemlidir. Çocukların doğru ve sağlıklı beslenme davranışları kazanmalarında benimsenmesi gereken temel unsurlar eğitim, olumlu yaklaşım, sabır ve zamandır.

DOĞRU MODEL OLUN!
Çocuğunuzun kısa vadede yemek seçme problemini hallederken, yetişkinliğine de taşıyacağı doğru beslenme davranışları geliştirmesini sağlayacak bazı kurallar vardır. Her şeyden önce çocukların model aldığı, iyisiyle kötüsüyle davranışlarını taklit ettiği ebeveynler ve eğitmenler doğru modeller olmalıdır. Kısacası, biz kendi beslenme alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı gözden geçireceğiz. Örneğin; biz yemek seçiyorsak, emin olun ki çocuğumuz da yemek seçecektir.

SOFRAYA BİRLİKTE OTURUN!
Evde ve okulda yemek saatlerini düzenli hale getirmeli, mümkün olduğu kadar öğün atlamamaya ve sofraya birlikte oturup birlikte kalmaya çalışmalıyız. Yemek yerken sakin ve huzurlu bir ortam yaratmalı, kesinlikle televizyon vb. seyretmemeliyiz. Kahvaltı çok önemli bir öğündür, mutlaka kahvaltı etmeye özen göstermeliyiz. Çocuğu eline tutuşturulmuş bir simitle okuluna yollamak yerine, sabah biraz erken kalkıp birlikte dengeli hazırlanmış kahvaltı etmeye çalışmalıyız. Yemeği ceza veya ödül konusu yapmamalıyız. Bir yemeği yedirebilmek için bir başka yiyeceği ödül olarak ortaya koymak; çocukta iyi yiyecek-kötü yiyecek kavramının gelişmesine neden olur. Çocuğu yeni tadlar denemeye teşvik etmeli ama asla zorlamamalıyız. Tatları mümkün olduğunca basit tutmalıyız. Yiyeceklere dokunmalarına izin vermeliyiz. Ona olan sevgimizi tehdit unsuru olarak kullanmamalıyız, yani "Yemeğini yemezsen seni sevmem" gibi cümleler kurmamaya özen göstermeliyiz. Çocuğa yiyebileceği kadar yemeği tabağına kendisinin almasını öğretebiliriz. Doyduğu halde yemeğini bitirmeye zorlamak çocuğun tepki vermesinin yanı sıra, zaman içinde porsiyonların büyümesine de neden olur. Yasaklar cazip kılar, hiçbir yiyeceği yasaklamamalı ancak eve sağlıklı yiyecekleri almaya özen göstermeli ve bunları çocukların ulaşabileceği yerlere koymalıyız. En etkin öğrenme yöntemi aktif katılımdır. Çocuklarımızla birlikte eğlenceli deneyler ve aktiviteler yapabilir, mutfakta bize yardım etmesine izin verebiliriz. Vee bütün bunları zorunluluk olarak değil, hayatın doğal akışı içinde yapmalıyız. Sakin ve sabırlı olmalıyız. Bunun bir süreç olduğunu ve zaman alacağını unutmamalıyız.

BESLENME EĞİTİMİNİN AMAÇLARI
- Çocukları farklı besin grubundaki yiyeceklerle tanıştırmak.
- Çocuklarda bazı yiyeceklere karşı oluşabilecek ön yargı ve tepkiyi önlemek.
- Çocukların sağlıklı ve sağlıksız yiyecekleri birbirlerinden ayırt edebilme yetisini geliştirmek.
- Çocuklara sağlıklı olmak ve doğru beslenme alışkanlığı arasındaki ilişkiyi göstermek.
- Çocuklara ileriki yaşlara da taşıyacağı doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak.

DENGELİ VE SAĞLIKLI BESLENME NEDİR?
Çocuklar sağlıklı büyüyebilmek ve sağlıklı kalabilmek için gerekli besinleri ancak değişik yiyecek gruplarından alabilirler. Ne yazık ki, gerekli bütün besinlerin hepsini içinde barındıran tek bir yiyecek yoktur. Yiyecekler; tahıllar, sebze ve meyveler, süt ve süt ürünleri, et ürünleri ve baklagiller, yağ ve şekerler olmak üzere beş gruba ayrılırlar. Ve çocukların dengeli beslenmek için bu grupların hepsinden tüketmeleri gerekir. Tüketirken ise dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, "gıda piramidi"nin en tepesinde bulunan şeker ve yağlardan en az, "gıda piramidi"nin tabanında bulunan tahıl gruplarından ise en fazla tüketilmesi gerektiğidir. Ayrıca, günlük tüketim miktarı fiziksel aktivite gözönünde bulundurularak ayarlanmalıdır. Doğru beslenmede önemli olan "ne kadar" değil, "neyi ne kadar" yediğimizdir. Hedefimiz doymak değil, doğru, yeterli ve sağlıklı beslenmektir. O nedenle de beslenmenin yetişkinler ve çocuklar tarafından, bir görev ve pazarlık konusu değil; stresten uzak, doğal bir eğlence olarak kabul edilmesi, hem yetişkinlerin hem de çocukların hayatını kolaylaştıracağı gibi, sağlıklı beslenme yönünde atılan önemli bir adımdır.

Yeni kardeş, kıskançlık yaratır mı?

Kardeş kıskançlığında en büyük rol anne babaya düşüyor. Aileler kardeşler arasındaki bu duyguyu reddetmek yerine onları anlamaya çalışmalı.
Kardeş kıskançlığı, ailedeki ilk çocukların yaşadığı ve anne babaları uzun süre uğraştıran bir durumdur. Peki, kardeş kıskançlığını önlemek için ne yapmalı, anne babalara burada ne gibi görevler düşüyor? Çocuk ve Ergen Psikoloğu Özge Türk, kardeş kıskançlığı hakkında bilgi veriyor.

Karışık duygular
Kardeş kıskançlıklarının temelinde anne ve babanın ilgi ve sevgisinin bölünmesi korkusu yatmaktadır. Yeni doğan kardeş, büyük çocuk için adeta bir kumadır. Yani; anne ve babanın ilgi ve sevgisini artık yeni doğanla paylaşmak zorundadır. Çocuk, yeni doğan kardeşine karşı sevgi ve nefret arasında gidip gelir. Küçük kardeşini sevmediğini söylerse, anne-baba ve çevre tarafından ayıplanacak, eğer sevdiğini söylerse en büyük alkışı o alacaktır. O zaman alkışı almak, yani küçük kardeşi sevmek ve benimsemek için kendini zorlar.

Kriz başlıyor
Anne ve babasına da bu durumu ispatlamaya çalışır. Örneğin; taşıyamayacak olsa da kardeşini kucaklayıp taşımak için ısrar eder, ağlayınca ilk önce o koşar. Sevgisi o kadar taşmaktadır ki; küçük çocuğu eline alır, sıkıştırır ve küçük çocuk ağlamaya başlar. Anne ve baba onu bu davranışı nedeniyle azarlar. Oysa ki sadece küçük kardeşini ne kadar sevdiğini onlara ispatlamak istemiştir ama nafile... Artık anne ve babasına yaranamamaktadır. İşte o zaman kıskançlık duyguları kabarmaya başlar.

Mutlaka bilgi verin
Bir diğer önemli ve ilk başta yapılması gereken nokta yeni doğan dünyaya gelmeden evvel büyük kardeşe onunla ilgili bilgi verilmesidir. Erkek mi kız mı olacaktır? Odası nasıl olmalıdır? Tüm bunlar çocukla paylaşılmalı ve büyük çocuk doğacak olan kardeşe hazırlanmalıdır. Kardeş dünyaya geldikten sonra ise ona kardeşi ile ilgili ufak sorumluluklar vermek, onun kendini işe yarar hissetmesini sağlar.

Takım ruhu yaratın
Her iki çocuğu alarak birlikte oyunlar oynamak, hep birlikte bir yerlere gitmek kardeşlerin takım ruhunu hissetmelerini sağlar. Bu şekilde rekabet azalır. Çocukların ayrı ayrı bireysel özellikleri tanınmalı, kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecekleri ve zevk alacakları aktivitelere yönlendirilmelidir. Daha sonra bunları birbirlerine anlatmaktan keyif alacaklardır. Kıskançlık doğal bir duygudur. Anne ve babanın kardeşler arasındaki bu duyguyu reddetmek yerine kabullenip, onları anlamaya çalışması çocukları rahatlatır ve güven duymalarını sağlar.

Onları kıyaslamayın
Öncelikle her iki kardeş arasında kıyaslama yapmamak gerekir. Her çocuk farklı özelliklerde, farklı yeteneklerde, farklı bireylerdir. Bazen ebeveynler çocukları aralarında paylaşırlar. Örneğin; anne yeni doğanla, baba büyük çocukla ilgilenir. Bu tutum da doğru değildir. Çünkü diğer çocuk artık anne ve babasının onu sevmediğini ve ilgilenmediğini düşünebilir. Sevgi, ortak ve paylaşılabilen bir duygudur ve her iki ebeveyn de her iki çocukla ilgilenebilmelidir.

Kaynak: Güneş

Bebeğinizin gözleri sağlıklı mı?


Yeni doğan bebekler de göz hastalıkları

Yenidoğan bebeklerde görülen göz hastalıkları neden olur.Bebek sahibi olan aileler bunları merak ediyor.


Yenidoğanlarda katarakt, göz tansiyonu gibi çeşitli göz hastalıkları söz konusu olabiliyor. Bebek sahibi ailelere düşen erken teşhis için dikkatli olmak gerekiyor.




Yeni doğan bebeklerde görülebilen hastalıklar şöyle sıralanabilir

* Prematüre retinopatisi

* Göz tansiyonu

* Doğumsal Katarakt

* Gözyaşı yolları tıkanıklığı


 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | coupon codes